Aral Gölü Gibidir Memleketim...

Bugün Çanakkale Deniz Muharebeleri’nin seneyi devriyesi...

Şimdi düşünüyorum da millet olarak, devlet olarak, ülke olarak Aral Gölü gibiyiz adeta... Kendisini besleyen Amu Derya (Ceyhun) Nehri’nin suları alınıp başka amaçlarla kullanılan, bu yüzden beslenmeyen, beslenemedikçe kuruyan, sahası daralan, arkasında izler bırakıp yatağından çekilen, küçülen Aral Gölü gibiyiz... 

19. ve 20. asır boyunca yaşadığı her coğrafyada katledilen, yaşadığı her coğrafyadan sürülen, yaşadığı topraklardan kaçmak zorunda bırakılan bir milletiz... Macar Ovalarından bu yana bırakın bir Türk veya müslümanın yaşamasına, bir caminin minaresini görmeye bile tahammül edemeyen yıkıcı, yok edici, kan dökücü bir medeniyetin, Batı medeniyetinin saldırılarına uğradık koca asır boyunca... Kafkaslar’dan, Balkanlar’a kadar olan coğrafyamızda katledilen, kıyımdan geçirilen kim varsa hepsi için gidebilecekleri bir vatan oldu bu coğrafya. Garibin, gurebanın, mazlumun, mağdurun, düşenin geldiği sığındığı rahmet toprakları oldu Anadolu en sonunda...


Aral Gölü gibi çekile çekile geldiğimiz bu son bakiyemizde, bu son topraklarımızda geçen son 80 – 90 senemiz de çok kolay olmadı. Dünyanın yeni efendileri ile, Batı dünyası ile bir ast/üst ilişkisi ile geçti bunca sene... Hep kolladılar, hep kontrol etmek istediler bizi... Hep efendimiz olmak istediler... Bu arada işlerimiz çok iyi gitmedi. Hakikaten istiklâlimize sahip olamadık, hatta insanlarımıza iş bulamadık, aş veremedik seneler boyunca. Fukaralık, yokluk, garibanlık bırakmadı halkın yakasını... Öyle olunca 1960’lardan itibaren Avrupa ülkelerine işçi olarak gitmeye başladı Anadolu insanı...

***

1856 sonrası Kafkasya’dan muhacir çıkarak Tokat’ın Pazar ilçesinde Kaledere köyüne yerleşen ailelerden birinin çocuğu olan Abdül Özdemir de 1960’ların başında geçim derdinden Alamanya yollarına düşer. 1965 senesinde Alamanya’da bir oğlu olur Abdül Özdemir’in... Adını Cem koyar. Almanya doğumlu Cem, bütün tahsilini de Almanya’da tamamlar.
Lisenin ardından sosyal pedagoji okur. 1987'den itibaren eğitimci ve serbest gazeteci olarak meslek hayatına atılır. ABD ile Avrupa arasında işbirliğini geliştirmeye yönelik bir Amerikan düşünce kuruluşu olan The German Marshall Fund (GMF) adına muhtelif projelerde görev alır.  Derken Alman Yeşiller Partisi'ne üye olur. 2008’de partinin eşbaşkanlığına adaydır artık. 1994 - 2002 yılları arasında Yeşiller Partisi'ni Alman Federal Meclisi'nde temsil eder. 1998'den itibaren Yeşiller Meclis Grubunun iç politika sözcüsü olur. 

Cem Özdemir, Türk toplumu ile veya Çerkezlerle hiç irtibat hâlinde olmaz hayatı boyunca... Üstün Almanlar’ı mutlu edecek yamanma davranışları gösterir. Sürekli Almanlar tarafından gözleniyormuş da her hareketinde “aferin” almak istermiş gibi davranır. Almanlar tarafından takdir üzerine takdir görür. 2004 yılında Avrupa Parlamentosu'na seçilir.

Her seferinde Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti hükumetleri iiçin aşağılayıcı bir dil takınır. Türkiye’yi zedeleyecek hiçbir eylemden geri durmaz. Özdemir, Türkiye aleyhindeki bütün faaliyetlerde, Türk görünümlü bir Alman olarak öne çıkartılır. 

Mesela Kasım 2014’te yapılan Yeşiller Partisi Kongresinde Suriye’deki PYD’ye (=PKK) silah yardımı önerisini getirdi Özdemir. Ama önerisi kabul edilmedi. Suriye’deki savaş boyunca Türkiye’yi DAEŞ’e yardım etmekle suçladı.

 17 Mart 2015 tarihinde 
Erivan'da bulunan Ermeni Kırımı anıtı Tsitsernakaberd'i ziyaret ederek saygı duruşunda bulundu ve çelenk bıraktı. Özdemir burada yaptığı açıklamada Türkiye'yi, Ermeni Kırımı'nı soykırım olarak tanımaya, Alican Sınır Kapısı'nı açmaya ve Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmeye davet etti.

Suruç patlamasının ardından Temmuz / Ağustos 2015’te PKK hendekler kazarak bazı şehirlerde özyönetim ilân etmiş, devlet buna karşı mücadele başlatmıştı. Cem Özdemir 15 Eylül 2015 tarihinde, Şırnak’taki çatışmalarını yerinde incelemek üzere Cizre’yi ziyaret etti. Özdemir burada yaptığı konuşmada Cizre’de yaşanan sivil ölümlerinden Ankara’nın sorumlu olduğunu iddia etti ve “Demokratik bir devlet sorunları böyle çözmez” ifadesini kullandı.


Eylül 2015’te “Diyanet Teşkilatı, Türkiye'nin Almanya'daki öncüsü olarak çalışıyor ve buradaki imamları vasıtasıyla etkinlik kazanıyor. Almanya'daki Müslümanlar, AK Parti'nin esiri durumunda” diye açıklamalar yaptı. 

25 şubat 2016’da Cem Özdemir’in başını çektiği Yeşiller’in inisiyatifi ile Hristiyan Demokratlar, Sosyal Demokratlar ve Yeşiller “1915 Olaylarının” soykırım olduğuna dair müşterek bir karar tasarısı üzerine anlaştılar.
 Öyle ki Özdemir tasarının başlığında sürgün ve kıyım yerine açıkça soykırımından söz edilmesini sağladı.
Ermeni Soykırımı Tasarısı” 2Haziran 2016’da Alman Federal Meclisi’nde oylanarak kabul edildi. Özdemir, oylama öncesi yaptığı konuşmanın bir bölümünde Talat ve Enver Paşa'nın adını anarak "katillerdedi.

Özdemir Ocak 2017’de Türkiye'ye başkanlık sisteminin gelmesini sakıncalı bulduğunu söyledi ve "Erdoğan'ın istediği başkanlık sistemine diktatörlük diyoruz" açıklamasını yaptı.


Özdemir 8 Mart 2017’de, Alman devletinin destekleyeceği Türk Alman televizyon kanalı kurularak Cumhurbaşkanı Erdoğan'a cevap verilmesini gündeme getirdi.

***



10 Mayıs 2016’da Almanya’yı ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu Cem Özdemir ile samimi, sıcak, dostane bir şekilde görüştü...
***

Dün, yani 17 Mart 2017 günü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Denizli’de Çardak ilçesinde kahvehanede vatandaşlarla buluştu. Bu buluşma esnasında bir vatandaş kendisine "Ermeni soykırım yasa tasarısını tanıyan Yeşiller Partisi Eş Başkanı vatan haini Cem Özdemir ile görüştünüz" diyince de ne yapacağını şaşırdı. En son “dört sene evvel görüştüm” diyerek, yalan söyleyerek durumu toparlamaya çalıştı... Videosunu aşağıda paylaşıyorum...




***

Bir video daha paylaşıyorum son olarak... 


Osmaniye’nin Bahçe beldesinde ki sayın Devlet Bahçeli'nin beldesiymiş burası, bir abimiz dile geliyor da diyor: “Ula teröristin bastığı yere basıyor bu adam, nasıl edecüğ bu adamı yav!?”

Söyleyeceklerim bundan ibaret...
Dağılabilirsiniz...

Hiç yorum yok: