Kayıtlar

Ocak, 2007 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Pankartlarla ve Sloganlarla Konuşan Türkiye...

Resim
Malatya ve Elazığ hem Fırat'a, hem Karakaya Barajı'na hem de birbirine komşu iki vilayetimiz. İnsanı bezdiren bir hemşehricilik, garip bir çekememezlik var iki ilin arasında. Hatta Elazığlılar "kofik" diyor Malatyalılara. "Kofik" esasen içi boşaltılmış dolmalık bibere verilen isim. "Kofik dolması" Diyarbakır'dan Elazığ'a kadarki coğrafyamızda oldukça popüler olmasına karşın esasen Elazığ'a ait, kurutulmuş dolmalık biberden yapılan çok leziz bir yemek.

Evet, Elazığlılar'ın Malatyalılar'a "kofik" diyor. Kelimeye "boş, beleş adam, işe yaramaz insan evlâdı" anlamını yüklüyorlar...

Her iki ligin Turk Telekom Lig A'da birer temsilcisi var. Daha evvel Süper Lig'de de oynamış olan bu iki futbol takımı tekrar Süper Lig'e terfi edebilmek için rekâbet ediyor. İlk yarıda iki takım arasında oynan müsabaka olaylı geçmişti. Bu maçta çıkan olaylarda 15 civarında Malatyaspor taraftarının yaralandığı olayla ilgili o…

Eski Günlerdeki Gibi...

Resim
Hrant Dink, Türklüğe hakaretten mahkum olduğu dönemde 17 Ekim 2005 tarihinde Nuriye Akman'a konuşmuş...

Nuriye Akman: - Türkiyeli bir Ermeni, Ermenistan'a gitse mutlu mu olur, mutsuz mu?

Hrant Dink: - Allah'ım benim gitmemi o kadar çok geciktirsin ki, gitmek zorunda bile kalsam giderken yolda öleyim ve bu toprakta kalayım. Gitmek nasip olmasın, buraya gömüleyim.
***Bu toprakların yetiştirdiği bir insanı, Anadolu rayihâlı bir adamı kaybettik. Kendini anlatmaya çalışan bir insan öldürüldü. Türk insanı gariptir... Zaman geçtikçe istikâmeti de, teferruatı da unutur. Geriye semboller kalır: Zehirli kan, Trabzonlu katil, beyaz bere, tedirgin güvercin, delik ayakkabı, "Hepimiz Hrant'ız. Hepimiz Ermeni'yiz" pankartları...Oysa adamakıllı siyasîleşen Türk yargısının hayatımızı kuşatan kararları, etrafımızı saran şiddet iklimini sebepleri, toplumu saran kara cehâlet ve iletişim kurulması mümkün olmayan, nevzuhûr tahripkâr insan profili konuşulmalıydı ve bunlar kalmalıydı…

Türkmenistan (4) - Türkmenbaşı'nın Ruhi Mescidi

Resim
Aralık ayının son 10 günü Türkmenistan’ın vefat eden “Prezident”i Türkmenbaşı ilgili haberleri mümtaz Türk basınından okuduk. Bazı haber ve yorumlar merhum Türkmenbaşı’nı ve uygulamalarını yüceltirken, bazıları kubur deliğine sokmaya çalıştı. Türkmenistan ve rahmetli Türkmenbaşı’nın uygulamaları ile ilgili yorum hakkımızı saklı tutup, bu yazıda sizlere Türkmenbaşı’nın defnedildiği “Türkmenbaşı’nın Ruhi Mescidi” ile ilgili bilgiler vermeye çalışalım.
.
Türkmenbaşı’nın Ruhi Mescidi Aşkabat’ın 20 km kadar dışında kalan Gıpçak köyü yakınlarında inşa edildi. 2004 yılında tamamlanarak hizmete açıldı. Kıpçak Türkmenbaşı’nın 1940 senesinde dünyaya gözlerini açtığı köydür. 1945’te babasının İkinci Dünya Savaşı’nda ölmesi üzerine yetim kalan Türkmenbaşı, 1948 senesindeki büyük Aşkabat depreminde annesi Gurbansoltan’ı kaybederek bu kez öksüz kalır. Deprem iki de kızkardeşini almıştır Türkmenbaşı’nın… Yetimhanelerde ve daha sonra uzak akrabalarının yanında yetişir Türkmenbaşı.

Gün olur, devran döner…