Bosna'ya Saraybosna'dan Gelenlere...

Bosna "börek" değildir... Bosna "cevapi" değildir... Bosna "Sarajevska" değildir... Bosna falanca cemaatin okullarının olduğu yer değildir... Bosna, üniversite sınavını kazanamayan gençlerin kapağı attığı ucuz eğitim ülkesi değildir... Bosna uzun bacaklı sarışın kızların ülkesi değildir...

Bosna kış olimpiyatları ülkesi değildir... Bosna yerin altından gürül gürül suların kaynadığı, göllerinde, nehirlerinde alabalıkların oynadığı bir ülke değildir... Bosna nehirlerinde rafting, dağlarında yürüyüş, kışlarında kayak yapılan bir ülke değildir... Bosna Baliç'in, Boliç'in, Halilhodziç'in, Dzeko'nun ülkesi değildir... Bosna Avrupa'ya en yakın coğrafyada müslüman olmanın bedelini ödeyen insanların ülkesidir benim için...




Bundan çok değil, tam 20 sene evvel Avrupası Amerikası Rusyası toplandı, bir oldu Bosna'da olup bitenler konusunda. Sırplar ve Hırvatlar Boşnaklar'ı katlederken Paris arkasını döndü, Londra gözlerini kapadı, Washington görmezden geldi, Rusya - Yunanistan keskin nişancılar (Hristiyan cihatçılar mı demeliydik yoksa?) gönderdi, Hollanda silahsızlandırdığı Boşnak sivilleri temizlemeleri (!) için Sırplar'a teslim etti, Vatikan öldürülen Boşnak sayılarına inceledi, ziyadesiyle memnun oldu...
Batı bir blok oldu... Avrupa'nın en büyük 3. ordusu olan Yugoslav ordusunun silahları ile teçhiz edilen Sırplar'ın Boşnaklar'ı etnik bir temizliğe tabi tutmalarına seyirci kaldı... Boşnaklar, bu irrasyonel insanlar tesisat borularından filan silahlar yaptı... Düşüp de patlamayan bombaları tamir edip sahiplerine geri gönderdi. Dişleriyle, tırnaklarıyla, bedenleriyle korumaya çalıştılar namuslarını, topraklarını... Başardılar da...

Ne vakit ki Boşnaklar kendini toparlayıp savaşın başında kaybettikleri toprakları geri almaya başladı, o vakit ABD harekete geçerek Bosna topraklarına barış (!) getirdi... Miloşeviç, Tudjman ve rahmetli Alija Izetbegovic'i Dayton'da bir askerî üsse kapatıp bir barış anlaşması imzalattılar. Sırplar'ın etnik temizlik yaparak ele geçirdikleri tüm yerleri Sırplar'a verdiren ve Boşnaklar'ın yaşadıkları toprakları bağımsız olarak yönetebilme ihtimalini ortadan kaldıran bir anlaşmaydı bu...


Öyle ki, Bosna'da 1992-95 arasında yapılan etnik temizliğin ve Sırplar tarafından müslümanlara karşı duyulan nefretin en bilinen örneği ve de sembolü olan Srebrenica bile, Dayton Barış Anlaşması ile "Republika Sırpska (Bosna Sırp Cumhuriyeti)"ya ver(dir)ilmiştir... İnanılır gibi değil ama yukarıdaki haritaya bakın, Srebrenica'nın nerede olduğunu gözlerinizle görün...


Bosna bir turnusol kağıdıdır. "Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın", yani Batı medeniyetinin sinsiliğinin, acımasızlığının, menfaatperestliğinin, gaddarlığının, vahşiliğinin, bizden nefretinin en bariz bir şekilde ortaya çıktığı bir turnusol kağıdıdır... 

Bugün Srebrenica Soykırımı'nın 20. seneyi devriyyesi...
Bu vesileyle Başbakanımız Bosna'da... Gidin... Siz de gidin... Dinleyin... Görün... Üzerine ölüm sinen Potocari'de, Srebrenica'da neler olduğunu hissedin... Hâlâ ölüm kokan o topraklarda ürperin...


Amsterdam'ına, peynirlerine, şaraplarına, futbolcularına meftûn olduğunuz Hollandalılar'ın orada neler yaptığını, ailesindeki tüm erkekleri Srebrenica'da kaybeden kadınlardan dinleyin!

BM üniformalı Hollandalı askerlerin silahsızlandırarak Potoçari'de kampta koruma (!) altına aldığı 10.000'den fazla Boşnağı "burayı Türkler'den temizledik" diye şehre giren Sırp komutan Radko Mladiç'e şampanya patlatarak nasıl da teslim ettiklerini bir de o insanlardan dinleyin...

***

Bosna'da güneyde, Hersek bölgesinde Poçitelj diye tarihi bir şehir var... Hırvatlar ile içiçeler. O yüzden şehir ve ahalisi Bosna Savaşı'nda büyük bir Hırvat zulmü ve katliamını tecrübe etmişler... 2012 senesinde Poticelj’e gittiğimizde, orada üzerinde ay-yıldızlı yağmurluk olan manav bir hanımefendi ile sohbet imkanımız olmuştu... İsmi Alma’ydı...
 



"Türkiye'den gelenler ikiye ayrılıyor: Dubrovnik'ten gelenler ve Saraybosna'dan gelenler... Dubrovnik'ten gelenler hiç bizim bildiğimiz Türkler'e benzemiyor..." demişti bize...

***

Sözüm Dubrovnik'ten Bosna'ya girenlere değil... Onlara söyleyerek sözümü israf etmek istemem...

Ama siz Bosna'ya Saraybosna'dan girenler... Siz ey Türkiye'nin "seljak"ları...

Bosna "börek" değildir... Bosna "cevapi" değildir... Bosna "Sarajevska" değildir... Bosna falanca cemaatin okullarının olduğu yer değildir... Bosna, üniversite sınavını kazanamayan gençlerin kapağı attığı eğitim ülkesi değildir... Bosna uzun bacaklı sarışın kızların ülkesi değildir... Bosna kış olimpiyatları ülkesi değildir... Bosna yerin altından gürül gürül suların kaynadığı, nehirlerinde alabalıkların oynadığı bir ülke değildir... Bosna nehirlerinde rafting, dağlarında yürüyüş, kışlarında kayak yapılan bir ülke değildir... 

Bosna bir turnusol kağıdıdır...

Siz ey Bosna'ya Saraybosna üzerinden gidenler...

Bosna'ya gidip de Srebrenica'ya gitmeye zahmet etmiyorsanız, rol yapmayın... "Busines" için, "itibar" devşirmek için, adam yerine konma hissinizi tatmin etmek için lütfedip gidiyorsunuz siz oraya... Bosna'ya dair hakikatli bir cümle kurmanız mümkün olamaz sizin... Rol yapmayın, ahkâm kesmeyin Bosna hakkında... Hem hamile hem bakire olunmaz... Cesaretinizi toplayın... Koparın iplerinizi... Tamamlayın Batılılaşma serüveninizi... Çıkın muasır medeniyyet seviyenize...

Gelecek sefere siz de Dubrovnik yolunu kullanın...

Hiç yorum yok: