Lübnan - Sur (1)

17 Aralık 2010, Cuma günü medyada yer alan bir haber gözümüze takılıverdi.

Habere göre İstanbul Sarıyer’deki Belgrad Ormanı’nın güvenliğini sağlayan şirketin yöneticisi, 16 Aralık 2010, Perşembe günü saat 19.30 sıralarında devriye görevi yaparken, uzun süredir park halinde olan bir otomobilden şüphelenir.

Otomobilde bir kişiyi kanlar içinde gören güvenlik müdürü, durumu polise bildirir. Polisin yaptığı araştırmada, cesedin İsrail havayolları El-Al’ın Türkiye Genel Müdürü 40 yaşındaki Moşe Kohen’e ait olduğu belirlenir. Kohen’in, ruhsatlı silahını çenesinin altına dayayıp ateş ederek hayatına son verdiği anlaşılır. Otomobilde delil ve parmak izi araştırması yapan polis ekipleri, Kohen’in eşine ve kızına hitaben “Beni affedin” diye yazdığı ve yaşadığı sıkıntıları anlattığı bir mektup bulur. Mektupta ”İyi bir koca, iyi bir baba olamadım. Sizden çok özür diliyorum. Bunu yapmamın sebebi bunalımda olmam. Bunalımdan çıkamıyorum. Başınız dik olsun. Sizi çok seviyorum. Keşke hep yanınızda olabilseydim.” yazılıdır.

Adli Tıp tarafından verilen bilgilere göre Moşe Kohen, Sarıyer’deki Belgrad Ormanı’na, 16 Aralık günü saat 13.30’da girer. Belgrad Ormanı girişinde çalışan Volkan Cosun, Moşe Kohen’le ilgili polise verdiği ifadede “Siyah bir otomobille geldi. Abone kartını göstererek ana kapıdan girdi. Yanında kimse yoktu. Bana kartı uzatırken elleri titriyordu. Tedirgin bir hali vardı” diye ifade verir. Polisin verdiği bilgilere göre, otomobiliyle ormanda bir süre gezinen Kohen, otomobilini Neşet Suyu’na park eder. Saat 18.30 sıralarına kadar otomobilinin içinde oturur, daha sonra tabancasını çıkararak ağzına sokar ve tetiğe basar. Kohen'in, çenesinden giren kurşunun başından çıkıp otomobilinin tavanını deldiği tespit edilir.

Moshe Cohen hakkında basında verilen malumat, 12 yıl İsrail havayolları El-Al’ın Atatürk Havalimanı Şubesi’nde müdür yardımcısı olarak çalıştığı,  havalimanında yolcu hizmetleri ve güvenlik konularında tecrübe sahibi olduğu, Şubat 2007’den bu yana Türkiye’ye uçuşlarını durduran El-Al’ın Türkiye Genel Müdürlüğünü iki senedir yürüttüğü yönündeydi. Ayrıca Osmanbey’de faaliyet gösteren Dina Gıda’nın da ortakları arasında yer almakta imiş. 

Medyada Moşe Kohen’in eşi Mirey Kohen’in intihar haberi karşısında şok olduğu belirtilip, eşinin ağzından aşağıdaki satırlar yer aldı: “Saat 13.20’de beni arayıp, ‘Nasılsın, iyi misin?’ diye sordu. İyi olduğumu söyledim. Şüphelendiğim bir şey olmadı. Gündüzleri beni pek aramazdı. Benim işimle ilgili sıkıntılarım vardı. O yüzden aradığını düşündüm. İşiyle ilgili bir sıkıntısı olduğunu fark etmedim. Zaten evde, işle ilgili konuşacağı zaman başka bir odaya geçerdi. Saat 15.00 sıralarında arkadaşları ulaşamayınca beni aradılar. Ben de aradım ama cevap vermedi”. 

***

Ancak intihardan iki gün sonra medyada olayın intihar değil infaz olduğuna dair haberler çıkmaya başladı.


Yakınlarının belirttiğine göre Adli Tıp’tan gelen bilgiler Moşe Kohen’nin intihar etmediği, öldürüldüğü yönündedir. Haberlerde ayrıca Kohen’nin ortağı oldugu Dina Gıda‘nın, medyada çıkan iddiaların aksine, borcu bulunmadığı eklenir. Aynı haberde Kohen’in çevresinde çok sevildiği ve kendisi hakkında arkadaşlarının “En son intihar edecek kişi” dediği de belirtilir.

***


Kohen’in intiharını okumuş, hatta unutmaya bile başlamışken, televizyonda cenaze töreni ile ilgili habere denk geldik. Cenaze yapılacak töreninin ardından Hasköy’deki Musevi Mezarlığı’na defnedilmişti. Haber cenaze günü İstanbul’un yağmurlu, trafiğin cenaze törenine özel araçları ile gelenlerin yarattığı sıkışıklıktan dolayı ilerlemez halde olduğunu anlatıyordu. Bu görüntülerin arasında Türkiye Musevileri Hahambaşı Rav İsak Haleva’nın törene yetişebilmek için aracından indiği, trafikte duran araçların arasından hızla yürüyerek törene yetişmeye çalıştığı, koruma görevlilerinin rutin güvenlik prosedürlerini uygulayamaz hale geldiği gösterildi.

Bu görüntü bizi Lübnan’a, geçtiğimiz yaz ziyaret etme şansına sahip olduğumuz, Lübnan’ın İsrail sınırına 15 – 20 km mesafede kurulu tarihi şehri Sur’a (Tyre) götürüverdi… Niçin mi? Dilerseniz buyurun Rav İzak Haleva’nın görüntülerini zihnimizde saklayarak Sur şehrine beraberce varalım, şehrin bize neler hatırlattığına beraberce bakalım…

Hiç yorum yok: