Hong Kong (2) – Chunyun "春運"

Bir evvelki yazımızda Çin'de kutlanan Bahar Bayramı'nın dünyanın en büyük insan göçüne sebep olduğunu yazmıştık. Bu sene 3 Şubat – 14 Mart arasındaki 40 günlük süre Bahar Bayramı seyahat sezonunu (Chunyun) oluşturuyor. Chunyun Mandarin Çincesi'de (春運), Kantoniz Çincesi'nde ise (春运) şeklinde yazılıyor. Kelimenin manası "bahar taşınması" veya "bahar taşımacığı".

Çin Demiryolları Bakanlığı bu sene yaklaşık 156 milyon Çinlinin bu dönemde seyahat edeceğini, bu sayının geçen seneye göre %4.3 arttığını açıkladı.

Bu vesileyle Çin’de günlük olarak yayınlanan China Daily gazetesinin Hong Kong baskısında konu ile ilgili yer alan iki yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. İlki bir işçinin, ikincisi bir öğrencinin Bahar Bayramı’nda ailelerinin yanına dönme serüvenleri ile ilgili… Sırasıyla Cao Zhizheng ve Long Baojun’un haberleri…

***

Eve Doğru Giden Sınır

Geçen hafta gürültülü ve kalabalık Pekin Demiryolları İstasyonu bilet kuyruklarında, 22 yaşındaki Jiao Yutao’nun yüzü üzüntünün resmini oluşturdu. Kuyrukta dört saat kadar bekledikten sonra sadece ayakta yolculuk yapabileceği bir bilet bulabilmişti. Bu Bahar Bayramını geçirmek için gitmeye niyetlendiği Kuzeydoğu Çin’e, memleketi Jilin’e 12 saatlik ayakta bir yolculuk ile varabileceği anlamına geliyordu.

Oysa tren istasyonunda bilet için ikinci defa kuyruğa giriyordu. Önceki gün sabah 5’te, bilet gişesinin açılmasından iki saat evvel kuyruğa girmişti ama kendisine sıra geldiğinde tüm biletlerin satıldığı söylenmişti. Halbuki kuyruğa erken girebilmek için kaldığı işyeri yatakhanesinden saat 3’te ayrılmıştı.

Jiao Pekin’e 2003 senesinde bir otobüs tamir şirketinde çalışmak için Pekin'e geldi. Bahar Bayramı için bilet bulmanın son derece asap bozucu olduğunu söylüyor. Bilet bulabilmek için sayısız seyahat acentesi ile görüştüğünü ama hepsinden aynı cevabı aldığını söylüyor: “Bilet yok!

Jiao bilet karaborsacılarının bütün gün bu seyahat acentelerinde dikildiğini belirtiyor. “Karaborsacılar, eğer ekstra 50 yuan (6$) ödersem bilet bulabileceklerini söylediler” diyor. “Onlardan nefret ettiğim için bu teklifi reddettim”.

Zorluklara rağmen evine her zamankinden daha güçlü olarak dönüyor. “Bahar Bayramı ailemle birleşme zamanım. Evime gitmezsem bayramın bir manası kalmaz” diyor. Geçen sene yaşadıklarıyla mukayese edince, Jiao bu sene daha şanslı olduğunu söylüyor. Uzun kuyruklarda üç gün bekledikten sonra, ayakta seyahat edebileceği bir tren bilet bulamamış geçen sene. Bunun üzerine yeni yıl arifesinden bir gün evvel, otobüs bileti için 350 yuan (45 $) ödemek zorunda kalmış.

Otobüs aşırı doluydu. Koridorda oturmak zorunda kaldım. Yollar dar ve kaygandı. Otobüs sallıyordu” diye anlatıyor Jiao takılıp kaldığı o yolculuğu anlatırken. Esasen çoğu büyük şehirlerdeki fabrikalarda, inşaatlarda ve hizmet sektöründe çalışan göçmen işçilerin çoğunun durumu Jiao’ya benziyor. Bahar Bayramı uzaklardaki aileleri ile birleşebilmeleri için tek fırsat. Büyük şehirlerin onlar için tek çekici yönü ise para.

Jiao, araba tamirciliği yapıyor. Memleketinde ayda 500 – 600 yuan (65 – 80 $) civarında kazanabiliyordu. Bu Pekin’de kazandığı paranın yarısı kadar. Jiao Pekin’e çalıştığı bir senenin sonunda 5.000 yuan (640 $) biriktirebildiğini söylüyor. Bununla beraber Bahar bayramı için evine gitmenin maliyeti (alacağı hediyeler de dahil olmak üzere) 2.000 yuan (260$) civarında olacak. Her şeye rağmen kendini şimdiki hayatında mutlu hissediyor ve en azından gelecek sene de göçmen işçi olarak çalışmaya devam etme niyetinde.

***


Gözyaşlarımın İzinde

Göçmen işçiler, memleketinden uzaklarda çalışanlar ve öğrenciler Bahar Bayramı süresince oluşan yolcu akımının en önemli kısmını oluşturuyor. Öğrenciler diğer yolculardan bir hafta evvel evlerine dönmeye başlıyor. Central University of Nationalities öğrencilerinden Shi Jian, bir haftadan fazla bir süre önce Güney Çin’in Guangxi Zhuang Özerk Bölgesindeki evine varmış bulunuyor. Ama kendisi yaptığı tren yolculuğu ile ilgili şikayetlerle dolu.

Bir tren bileti bulmak Pekin’de yaşayan talebelerin çoğu için büyük bir sorun değildir. Zira üniversitelerin çoğu öğrencilerin tren biletlerini kış tatilinin bir ay evvelinden ayırtırlar. Shi, öğrenciler ve göçmen işçilerin genellikle daha ucuz, oturması zor olan kompartımanlara dağıtıldığını, insanların çoğunun ayakta yolculuk bileti aldığını söyledi. Bu yolcular seyahat boyunca koridorlarda ayakta duruyor, oturuyor veya yatıyorlar. Çoğu seyahati çocuklarıyla beraber yapıyor.

Shi seyahat boyunca tuvalete gitmek zorunda kalmamak için pek nadiren su içmiş. “Koridordaki insanları çoğu zaman dirseğinizle dürtmek zorunda kalıyorsunuz. Oturduğunuz için yolculuk boyunca koridorlardaki insanların kötü bakışlarına katlanmak zorunda kalıyorsunuz. Daracık koridora yerleşen yolcular, koridordan geçmek isteyenlere kızgınlıklarını belli ediyorlar” diye anlatıyor. “Bilhassa geceleri koridorlarda oturan insanların çoğu uykuya dalıyor. Onları uyandırmayı göze almak mümkün değil.”

Trenin istasyonda durmasıyla çok sayıda yeni yolcu trene binmek isterken, çok azı trenden inmeye çalışıyor. Shi, oturarak seyahat edebildiği için yarı yoldan binen yolculara göre çok şanslı olduğunu düşünüyor. Üstelik hemen yanında koridorda duran adamın yolculuk boyunca ayakta uyuduğuna şahit olmuş.

Yolcular için 28 saatlik tren seyahati beden ve zihin bakımından tam bir işkenceye dönüşüyor. “Zamanın çok yavaş aktığını hissettim. Yapabildiğim tek şey kaç saat geçtiğini hesaplamaktı” diyor Shi. “Bazen yolculuktan adamakıllı bıktığımı hissettim ve hatta kendimi pencereden dışarıya atmak istedim”. Shi, diğer yolcular gibi, kendisini her zaman destekleyen ailesiyle yeniden bir araya gelmeyi çok arzu ettiğini, bu sefil yolculuğa bu yüzden katlandığını söylüyor.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

hayat budur :)