Pankartlarla ve Sloganlarla Konuşan Türkiye...

Malatya ve Elazığ hem Fırat'a, hem Karakaya Barajı'na hem de birbirine komşu iki vilayetimiz. İnsanı bezdiren bir hemşehricilik, garip bir çekememezlik var iki ilin arasında. Hatta Elazığlılar "kofik" diyor Malatyalılara. "Kofik" esasen içi boşaltılmış dolmalık bibere verilen isim. "Kofik dolması" Diyarbakır'dan Elazığ'a kadarki coğrafyamızda oldukça popüler olmasına karşın esasen Elazığ'a ait, kurutulmuş dolmalık biberden yapılan çok leziz bir yemek.

Evet, Elazığlılar'ın Malatyalılar'a "kofik" diyor. Kelimeye "boş, beleş adam, işe yaramaz insan evlâdı" anlamını yüklüyorlar...

Her iki ligin Turk Telekom Lig A'da birer temsilcisi var. Daha evvel Süper Lig'de de oynamış olan bu iki futbol takımı tekrar Süper Lig'e terfi edebilmek için rekâbet ediyor. İlk yarıda iki takım arasında oynan müsabaka olaylı geçmişti. Bu maçta çıkan olaylarda 15 civarında Malatyaspor taraftarının yaralandığı olayla ilgili olarak, o dönemde PFDK Malatyaspor Kulübü'ne 1 maç seyircisiz oynama, 20 bin YTL para ve zarar tazmini, Elazığspor Kulübü'ne ise 40 bin YTL para cezası vermiş idi.

İki ilin futbol takımları 28 Ocak 2007, Pazar günü Malatya’da yeniden karşılaştı. Maç öncesi internet forumlarında iki kulüp taraftarlarının birbirlerine yaptığı hakaretler maçın gergin geçeceğinin göstergesiydi. Malatya emniyeti, 900 kişilik bir polis ekibiyle "spor karşılaşması"nda yerini aldı.

Fırat'ın üstünde, iki ili birbirine bağlayan Kömürhan Köprüsü'nde, Elazığlı taraftarların Malatya’ya girmesinin güvenlik görevlileri tarafından engellenmesiyle gerginlik başladı ve Elazığlı taraftarların maçın başlamasıyla birlikte Malatya’ya girmesiyle büyüdü. Elazığ`dan gelen yaklaşık 400 taraftar, stadyum önünde bir grup Malatyaspor taraftarının kar topu saldırısına uğradı. Küfürleşme ile devam eden kavga, daha sonra taş ve saldırı girişimleri ile devam etti.

Stada giren Elazığsporlu taraftarlar "Ermeni Malatya" diye slogan atıp, öldürülen gazeteci Hrant Dink'in Malatyalı olmasını ima ederek,

"Ne Ermeniyiz,
Ne Malatyalıyız.
Biz Elazığlıyız,
Türkiye sevdalısıyız"

yazılı pankart açtılar.

Malatyasporlular bu pankarta, "PKK dışarı" sloganıyla karşılık verdi. Maç esnasında karşılıklı "Müslüm Babanız, Fadime ananız" (Elazığlı aczmendi Müslüm Gündüz kastedilerek) , "Köpek", "Kıro Elazığ" sloganları atıldı.

Elazığspor tribünleri "Gay Dağı" (Malatya'nın eteğine kurulduğu Bey Dağları'na atıf), "Kofik 1 YTL olacak" (Cem Uzan'ın reklamlarına gönderme) pankartlarını açarken, Malatyasporlular "Bunların Alayı Fıs" şeklinde yaratıcı bir başka pankartla buna cevap verdiler.

Bu esnada atılan buz ve taş parçalarından 3 polis, 7 Elazığspor taraftarı ile bir Malatyaspor taraftarı yaralandı. Panik atak hastası olan bir taraftarda kriz geçirdi, ambulansla hastaneye kaldırıldı.

Jandarma komutanlığı ekiplerinin de getirildiği stat çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Güvenlik güçlerinin olayları daha fazla büyümeden yatıştırmasının ardından, yaralılar ambulanslarla hastanelere kaldırıldı.

Maçın bitişinin ardından Elazığspor taraftarları otobüslerle konvoy halinde kent merkezinden çıkarıldı. Elazığspor taraftarının tribündeki koltukları kırarak ateşe verdikleri ve tuvaletlerdeki lavaboları kırdıkları görüldü. Çıkan olaylarda gözaltına alınan kimse olmazken, Malatya Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya, telsizden yaptığı anonsla görev alan güvenlik güçlerine teşekkür etti.

***

Türk Telekom Lig A'da renktaş iki takımın mücadelesinde Karşıyaka, Diyarbakırspor'u 1-0 yendi. İzmir Alsancak Stadı'nda oynanan maçı 4.246 seyirci izledi. Maç öncesinde Karşıyakalı taraftarlar "Türk'ün Türk'ten başka dostu yok" sloganı attı.

Renkdaş iki takımın İzmir Alsancak Stadı'ndaki randevusundan önce karşılıklı sevgi gösterilerinde bulunup takımlarının el ele tribünlere davet eden taraftarlar, 90 dakikanın bitiminde birbirlerine girdi. Büyük çekişmeye sahne olan maçı 1-0 kazanan Karşıyakalı futbolcular sevinçlerini kapalı tribündeki taraftarlarıyla paylaşırken, balkon tribünündeki Diyarbakırsporlu seyirciler aşağıya yabancı madde atmaya başladı.

Tansiyonun bir anda yükseldiği statta, Karşıyakalı taraftarların, “PKK dışarı... Kahrolsun PKK” şeklinde tezahüratına, Diyarbakırlı taraftarlar kırdıkları koltukları atarak karşılık verdi. Koltuk savaşına Karşıyakalılar da katılınca, ortalık bir anda savaş alanına döndü. Tribünlerde sıkışan bazı seyirciler, saha içine alındı. Bazı taraftarların hafif şekilde yaralandıkları gözlendi. Olayların büyümesi üzerine Karşıyaka tribününe giren polis, taraftarları cop kullanarak dağıttı.

Olayların ardından Karşıyakalı taraftarlar İstiklal Marşı okudu.

Maç esnasında tribünlerden atılan kırık şişe ile sağ ayak başparmağı yaralanan, aşırı kanama sebebiyle yoğun bakıma alınan Talip Toprak'a ise 12 dikiş atıldığı belirtildi.

***

Adana'da 5 Ocak Stadı'nda oynanan 2. Lig B Kategorisi Yükselme Grubu'ndaki Adana Demirspor- Alanyaspor maçında, Demirsporlu taraftarlar tribünde Türk bayrağı sallayıp "Ne Mutlu Türk'üm Diyene", "Hepimiz Mustafa Kemaliz, Hepimiz Türk'üz" yazılı pankart açtı. Maçtan önce İstiklal Marşı okunurken bayrak sallayıp pankar açan taraftarlar, zaman zaman da "Ne Mutlu Türk'üm Diyene", "Hepimiz Mustafa Kemaliz, Hepimiz Türk'üz" sloganları da attı.

Adana Demirspor Kulüp Başkanı Adem Atılgan, hafta içinde Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesini kınamış, bugün Adana'da oynanan Alanyaspor maçına futbolcuların koluna siyah bant takıp, sahaya "Hepimiz Hrant Dink'iz, Hepimiz Ermeni'yiz" yazılı pankartla çıkması isteğini Futbol Federasyonu'na bildirmiş, tepkiler üzerine özür dilemişti.

***

Turkcell Süper Lig’de oynanan Trabzonspor-Kayserispor maçında da, "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganları atılırken,
"Can dediniz canımızı verdik,
kan dediniz kanımızı verdik,
biz bu vatanı karşılıksız sevdik,
serseri lafını hak etmedik", "Biz Türküz, biz Trabzonluyuz, hepimiz Mustafa Kemal'iz", "Türküm, doğruyum, Trabzonluyum", "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" yazılı pankartlar dikkat çekti.



Maç başlamadan önce İstiklal Marşı okunurken bordo-mavili taraftarlar ayrıca görevden alınan Emniyet Müdürü Reşat Altay'a da destek vererek, "Adam gibi adam Reşat Altay", "Reşat Altay seni unutmayacağız" şeklinde dövizler açtı.

Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast ve azmettiricisi Yasin Hayal ile soruşturma kapsamında tutuklanan diğer zanlıların çoğunun Trabzonlu olması nedeniyle ülke gündemine oturan Trabzon'un haksız yere suçlandığını düşünen taraftarlar, 3 bin bayrak ve pankartlarla stadı donattı. Daha önceki maçlarda tezahürat sırasında amigoların tribünleri ayağa kaldırıp tezahürat yaptırmak için megafonla 'Ayağa kalkmayan Fenerli olsun' anonsları yapılırken, bugünkü maçta 'Ayağa kalkmayan Ermeni olsun' anonsunun yapılması dikkati çekti.

***

Balıkesir Atatürk Stadı'nda Balıkesirspor ile Aydınspor arasında oynana 3'üncü Lig 3'üncü Grup karşılaşması başlamadan önce taraftarlar 'Ne mutlu Türk'üm diyene' sloganları attı. Balıkesirspor taraftarları Atatürk'ün bu özdeyişinin yazılı olduğu pankartı da açtı.

***
Bu atmosferde Beşiktaş taraftarları ise iki pankart açtı. Biri

"Hepimiz Türk'üz",

diğeri

"Hepimiz Ermeni'yiz",

diyordu pankatların...

***

Futbol önemli bir araç. 80'li yıllardan sonra halkın depolitizasyonu için kullanıldığına şahit olduk. Proje çok başarılı olunca 90'lardan itibaren politik manipülasyon amacıyla kullanılmaya başlandı. 1993'te Fenerbahçe başkanı seçilen ve takımı kısa bir süre sonra "Milliyetçi Fenerbahçe Partisi"ne dönüştüren Güven Sazak'ın icraatlarının bu dönüşümde mümtaz bir yeri vardı. Kavgalı kongrelere, maçlarda İstiklal Marşı okunmasına, bedava bilet dağıtılan partililere, maçlarda atılmaya başlanan politik sloganlara vb hep onun idaresi döneminde şahit olduk...

***

Mahallemizde sadece 3 kişinin araba sahibi olduğu o günlerde (arabaların ikisi Balcı'larındı, sevgili Osman Balcıların...), küçücük bedenlerimizle (bugün pek bir dar olduğunun farkına vardığımız) sokaklarda oynadığımız bir güzelim oyundu futbol... Gece rüyalarımıza girerdi oynadığımız oyunlar, bazen Şenol Güneş'in yerinde Trabzonspor kalesinde bulurdum kendimi. Bazen İskender gibi çizgi üzerinde herkesi çalımlayıverirdim bütün gece...

Beton asfaltın üzerinde röveşata yapan çocuklardık. Kahraman bakkal Ali Bey amcanın süpermarketler dönemine kadar bile yaşayamayan minicik dükkanının her daim kapalı kepenklerinde "gol atan kaleye" oynar, o vakitler henüz yıkılmamış ama metruk Rum evlerinden birinin yol hizasından pek gerideki bahçe kapısına yandaki garajın üzerinden muz vuruşla frikikten goller atmaya çalışırdık.

Mahallemizdeki nice yetişkini, onlar sokaktan geçerken oynadığımız top muhtelif uzuvlarına çarptığı zaman verdikleri tepkilere göre sınıflandırdım çocukluk ve hatta ilk ergenlik yıllarımda... Kocaman kalçalarıyla sokaktan yavaş geçen kokoş kadınlara hep sinir oldum. Onlar tören hızında geçerler, geçerlerken bırakın bir yerlerine değmesini, top başlarının üzerinden geçse yaygarayı koparırlardı. Yolu kapatacak şekilde yanyana yürüyenleri sevmezdim de balkonuna kaçan topları atmayanlar, hele balkon kapısını açtıktan sonra o topları bize atmayıp, oyunu bırakıp dağılalım diye içeride alıkoyanlar can düşmanlarımızdı. Ramazan geceleri evden teravihe çıkmamıza izin aldığımızda, teravihi kırar sokaklarda dolaşırdık. O gecelerde bizim toplarımızı balkonunda alıkoyanların balkonlarına çöp torbaları atardık hatta!!!

Emekli bir subay amca vardı, ismini hatırlamıyorum şimdi, belki de hiç öğrenmemiştim ki... O yoldan geçerken bize ilgiyle bakardı diye, seyrediliyor olmanın şevkiyle daha bir iyi oynamaya çalışırdık o geçerken. Akşam babama uzun uzun attığım golleri, verdiğim pasları anlatırdım beni iyi dinlemediğini farketsem de...

Çocuktuk... Mahallede kendi aramızda kavga eder ama mahalle maçı oldu mu hemen bir araya geliverirdik... Tertemiz seviyorduk futbolu... Oyunu seviyorduk. Birer takım tutuyor, o takımın formalarını siyah beyaz televizyonlarımızda bile göremiyorduk... O formaların renklerine, o güzellerin tertemiz zeminlerine önce sermayenin, sonra politikanın renginin karıştığını gördük yıllar geçtikçe... Kimileri buna intibâk etti, kimileri kanıksadı, kimileri umursamadı. Biz üzüldük, biz soğuduk futboldan zamanla...

Bugün futbolun rengine "kan rengi"nin de karışmaya başladığını görüyoruz...

Toplumumuz değişerek küreselleşirken, ahlâk, edep, nezâket, sadâkat, vefâ, masûmiyet, şefkât, müsamaha gibi çoğu şapkalı harflerle yazılan kelimelerimizi kaybettik yavaş yavaş.

Bugün çocukluğumuzun o güzel oyununu, "futbol"umuzu da kaybettiğimizi görüyorum hüzünle...

Hiç yorum yok: