Türkmenistan (4) - Türkmenbaşı'nın Ruhi Mescidi


Aralık ayının son 10 günü Türkmenistan’ın vefat eden “Prezident”i Türkmenbaşı ilgili haberleri mümtaz Türk basınından okuduk. Bazı haber ve yorumlar merhum Türkmenbaşı’nı ve uygulamalarını yüceltirken, bazıları kubur deliğine sokmaya çalıştı. Türkmenistan ve rahmetli Türkmenbaşı’nın uygulamaları ile ilgili yorum hakkımızı saklı tutup, bu yazıda sizlere Türkmenbaşı’nın defnedildiği “Türkmenbaşı’nın Ruhi Mescidi” ile ilgili bilgiler vermeye çalışalım.
.

Türkmenbaşı’nın Ruhi Mescidi Aşkabat’ın 20 km kadar dışında kalan Gıpçak köyü yakınlarında inşa edildi. 2004 yılında tamamlanarak hizmete açıldı. Kıpçak Türkmenbaşı’nın 1940 senesinde dünyaya gözlerini açtığı köydür. 1945’te babasının İkinci Dünya Savaşı’nda ölmesi üzerine yetim kalan Türkmenbaşı, 1948 senesindeki büyük Aşkabat depreminde annesi Gurbansoltan’ı kaybederek bu kez öksüz kalır. Deprem iki de kızkardeşini almıştır Türkmenbaşı’nın… Yetimhanelerde ve daha sonra uzak akrabalarının yanında yetişir Türkmenbaşı.

Gün olur, devran döner... Türkmenistan'ın kurucusu ve "ömürlük Prezident"i olur. Türkmenbaşı doğduğu ve öksüz kaldığı Gıpçak Köyü’ne Orta Asya’nın en büyük camiinin inşa ettirir ve cami 22 Ekim 2004’te törenle açılır.

Türkmenbaşı, eseri Ruhname'de Gıpçak Köyü'nün kendisine verdiği ilhamı şöyle izah eder "Gıpçak Köyü ile Aşkabat şehri, Büzmeyin ile İmam Kasım Mezarlığı arasındaki mesafeyi yaya geçtiğim anlarda, vatanın yalnızlığını, kimsesizliğini ve manevi ıssızlığını hissediyordum. Bomboş kalan tepeler, ıssızlaşan ovalar, kurumuş pınarlar, başları eğilmiş serviler, kulübe haline gelen görkemli binalar, yalnız kalan Vatan, bütün bunların hepsi dış dünyamda değil, içimde, yani kalbimde ıstıraplar yaratarak yaşıyordu. Vatan, bana yüzüne tokat atılıp, sokağa bırakılmış kimsesiz bir kadını hatırlatıyordu.Vatanla kaderimin aynı olması, son zamanlarda beni bir felsefi keşfe zorlamıştır. Neden dersen, istediğin felsefi keşfin ilk şartı, duygusal keşiftir."

.

Gıpçak köyü, Türkmenistan'da geçirdiğim zamanlarda günlük güzergahımız üzerindeydi. Her sabah şehir merkezinden, Ahmet Çalık'ın ortak olduğu, Orta Asya'nın en önemli denim fabrikalarından biri olan TJK'ya giderken Gıpçak köyünden geçerdik. Yukarıdaki fotoğraf Gıpçak köyünden geçerken arabadan çektiğim fotoğraflardan biri... Muhtemelen Türkmenbaşı da Gıpçak köyünde bu güzel Türkmen çocuğu gibi zaman geçiriyordu...

Bu arda Gıpçak kelimesinin Türkiye Türkçesi'ndeki karşılığının Kıpçak olduğunu belirtelim. Aynı ismi taşıyan köylerin Türklerin yaşadığı coğrafyada halen var olduğunu hatırlatıp, misâl mahiyetinde bir kaç link verelim:
http://www.sivasliyiz.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=1727

http://www.gagauzturkleri.org/forum/showthread.php?tid=40&pid=279#pid279

***

Yeniden Türkmenbaşı'nın Ruhi Mescidi'ne dönelim... Türkmenbaşı'nın Ruhi Mescidi'nin mimari tarzı fazlasıyla Fas Casablanca'daki Kral Hasan II Camii ile benzeşiyor! "Casablanca nire, Aşkabat nire? Bu iki eserin mimarî uslubu nasıl benzer ola ki?" diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum... Fas ve Türkmenistan’da yapılan iki mescidin mimarî tarzlarının birbirine bu kadar yakın olması tesadüf değil.

.

Türkmenbaşı’nın Ruhi Mescidi de, Casablanca Kral Hasan II Mescidi de aynı firma tarafından, Fransız Bouygues Construction tarafından inşa edilmiş.


Türkmenbaşı dış ilişkilerde belirgin bir politika izlerdi. Uçaklar söz konusu olduğunda Boeing’i, tekstil ve orta ölçekli inşaatlar söz konusu olduğunda Türkleri, lüks araba ve finans işleri olduğunda Almanları, büyük ölçekli inşaatlar söz konusu olduğunda da Fransızları tercih ederdi. Bu nedenle cami inşaatının 1994-95 yıllarında Türkmenistan’da Göktepe Camii’ni de inşa eden Fransız Bouygues Construction tarafından gerçekleştirilmesi sürpriz sayılmamalı.


Bouygues Construction önemli bir Fransız Grubu olan Bouygues’in beş ana şirketinden biri. Grubun diğer şirketleri:

  • Emlak sektöründe faaliyet gösteren Bouygues Immobilier,
  • küresel pazarda otoyol vb kamu inşaatları sahasında faaliyet gösteren Colas,
  • 1991’de satın olarak hakim ortak oldukları Fransa’nın ana medya organizasyonu TF1 (ayrıca Eurosport, LC1 ve TF6 gibi kanallara sahip) ve
  • mobil telefon operatörü Bouygues Telecom.

Grup 1952 senesinde Francis Bouygues tarafından sanayi işleri ve inşaat sektöründe faaliyet göstermek üzere Paris’te kuruldu. 1970’lerde borsaya kote olduktan sonra uluslararası ihalelerde görünmeye başladı.

.

Stade de France, Casablanca Camii gibi dev mütahitlik projelerine imza attı. Şirketi bugün ikinci nesil olarak Martin Bouygues yönetiyor. Bouygues Construction dünya sathında 60 ülkede faaliyet gösteriyor ve son 10 senede özellikle Fransa dışında yaptığı işlerle 3 misli büyüdü. Grup 2005 yılında cirosunu %15 artırarak, 24.1 milyar Avro'ya ulaştı. Grupta toplam 115.000 kişi çalışıyor.

.

Bouygues ele aldığı büyük projeler kadar, bu projeleri alırken sergilediği ahlakî olmayan yöntemlerle de sıkça anılan bir şirket. Türkiye’de yolsuzluk iddiaları sebebiyle defalarca iptal edilen İzmit Körfez Geçişi projesinde (40 km 2*3 otoyol ve 2.3 km asma köprü) perde arkasında Türk Şirketi Vinsan (Ali Haydar Veziroğlu’nun şirketi) ile birlikte Fransız ortağı Bouygues vardı.

.

Bouygues’in karıştığı, yargının hüküm verdiği en büyük yolsuzluk ise Lyon çevre yolu ihalesinde meydana geldi. Grubun sahip olduğu Fransız TV kanalı TF1 Fransa'nın Dış Ticaret Bakanlığı'nı yapan, sonra da Lyon Belediye Başkanı ve milletvekili olan Michel Noir'ı sık sık TF 1 ekranına çıkarıyordu. Bu ilişki sonucu Bouygues, Lyon Çevre Yolu ihalesini kazandı. Üç milyar 700 milyon frank tutması gereken inşaat, 6 milyar franka mal olmuştu. 1995'te Michel Noir, belediye seçimlerini kaybedince, yerine gelen Raymond Barre, kirli çamaşırlar dosyasını açtı. Michel Noir, yargılanıp, kamu kaynaklarını şeffaf bir biçimde kullanmadığı, mukaveleyi imzalarken yeterince muhakeme etmediği gibi gerekçelerle, 18 ay hapse ve 5 yıl siyaset yasağına mahkûm edildi.

.

Bouygues’in TF1'ye sahip olmasının ise tamamiyle Mitterrand'ın marifeti olduğu söyleniyor. Cumhurbaşkanının, TF1'i almak isteyen medya ve elektronik grubu Matra-Hachette'in başkanı Jean-Luc Lagardere'e fazla güvenmediği için Bouygues'i desteklediği iddia ediliyor.

.

Bouygues Construction her yıl ortalama %20 oranında büyüyen Türkmenistan’ın lokomotif sektörü olan inşaatta aslan payını kapıyor. Yani rüşvet yolsuzluğuna bulaştığı kendi ülkesinin yargısı tarafından hükme bağlanan Fransız şirket Türkmenistan'da yoğun faaliyet içerisinde. Türkmenistan'da Ulusal Müze, Fuar ve Ticaret Merkezi, Ticaret Bakanlığı (64 milyon$) , Tarım Bakanlığı (89 milyon$), Milli Savunma Bakanlığı Akademisi (36 milyon$), Güzel Sanatlar Müzesi (40 milyon$), Ulusal Kütüphane, Başkanlık Sarayı’nın önemli bölümleri, Parlemento binası, Prezident Otel, Merkez Bankası ve Türkmen 4 TV kanalı gibi önemli kamu projelerinin inşaatını hep Bouygues gerçekleştirdi.

.

Yine Bouygues'in Kıpçak köyünde yaptığı mescidin inşaatının Türkmenistan’a maliyetinin 87 milyon € (yaklaşık 100 milyon USD) olduğu belirtiliyor.

Mescidin açılışı Türkmenbaşı ve Bouygues’in CEO’su Martin Bouygues tarafından yeşil kurdele kesilerek yapılmış. Türkmenbaşı kurdeleyi kestikten sonra üç kere Türkmenlere “Her şeye kadir olan Allah bu mescidi kabul etti ve onu şimdi sizin eviniz yaptı” mealinde bir hitapta bulunmuş. Açılışta havai fişekler gökleride uçmuş.

Orta Asya’nın en büyük mescidi olan binada aynı anda 10.000 kişi namaz kılabiliyor. Caminin ana girişine sağlı sollu Türkmenistan bayrakları asılı. Mescidin ana giriş kapısının haricinde kemerli girişleri ve çeşmeleri olan 7 girişi daha var.

.

Mescidin 91 metre yüksekliğindeki minareleri Türkmenistan’ın bağımsızlığını ilân ettiği 1991 senesini sembolize ediyor. Minarelerin ve kubbenin tepesi güneş ışığıyla renk değiştiren bir malzeme ile kaplanmış. Hem kubbede hem de minarelerin her birinde birer Türkmen hilâli yer alıyor. Mescidin parlayan kubbesinin üzerinde uçarak, konarak dans eden serçe kuşları boş bir sahaya kurulan mescidin çevresindeki en canlı görüntüyü oluşturuyor.

Ana giriş kapısının önünde “tak”a benzer bir giriş yapılmış. Burada mescidin ismi, “Türkmenbaşı’nın Ruhi Mescidi” yazıyor. Hemen altında “Allanın önü her bir Türkmen bendesine açıktır” yazıyor… Ve altında önemli bir ayrım yapılıyor: “Ruhname mukaddes kitaptır, Kuran Allah’ın kitabıdır”… “Tak”ın kemer kısmının içi iç içe geçmiş sekizgen Türkmen yıldızı figürleri ile süslenmiş.

Ana giriş kapısının önünde beyaz mermer üzerine sarı yaldızlı yazıyla yazılmış “Garaşsız Baki Bitaraf Türkmenistan’ın Devlet Gımmı” yani devlet marşı yer alıyor.

“(…)
Türkmenbaşın kuran büyük binası
Berkarar devletim, ciğerim, canım,
Başların tacı sen, diller senası,
Dünya dursun, sen dur Türkmenistan’ım
(…)”

Binanın merkez kubbesini kare planında yerleştirilmiş 16 sütun taşıyor. Mescidin mermer kaplama duvarları Kuran’dan ve Türkmenbaşı’nın Ruhname’sinden alınan ifadelerle bezenmiş. "Türkmen ilim aman bolsun", "Kalbimdeki heyecan siz" vb ifadeler...

Mescit bizim Türk coğrafyasında görmeye alışık olduğumuz camilere benzemiyor. Türkmenlerin 100 yılı aşan Rus egemenliği döneminde din ile olan bağlantıları oldukça zayıfladığı için, dini pratikleri de bizlerden farklı. Meselâ mescitteki Kuran-ı Kerimler ve Ruhnameler yerde halıların üzerinde tutuluyordu. Hürmetten dolayı kutsal kitabı yüksekte tutma adeti belli ki Türkmenler arasında yok.

Binanın içinin fotoğraflanması "gadagan" yani yasak. Yine de yanda yer alan fotoğraf caminin içi ile ilgili bir fikir verebilir.

Caminin içinde oldukça başarılı bir akustik plan gerçekleştirilmiş. Güçlü bir havalandırma sistem var. Tüm bina yerden ısıtılıyor. Zemin Türkmen halıcıları tarafından sekizden şeklinde dokunmuş 215 metre karelik dev bir halı ile kaplı. Binanın altında 100 otobüs ve 400 arabalık bir otopark mevcut. Biz yine de arabamızı yol üstüne park ederek mescidi gezmeye gittik :) Ne de olsa İstanbullu değil miyiz?

Bina 36 hektarlık bir alana yapılmış. Bu alanın yaklaşık 25 hektarlık kısmı, adeta çöl ortasında bir vaha yaratırcasına, Kopetdağ’ın eteklerinden getirilen özel çiçekler ile İtalya ve İspanya’dan satın alınan dekoratif çiçekler, çalılar ve ekzotik ağaçlarla bezenmiş.

Kıpçak Köyü'nün hemen kuzeyinde başlayan Karakum Çölü'ne inat, mescidin çevresi sular, fıskıyeler ve havuzlar ile süslenmiş.

Mescid şehir dışında, çöle yakın, çorak bir alana kurulu bu yüzden yerler sürekli tozlanıyor. Türkmen kadınları, tozlanan yerleri durmaksız temizliyor. Mescidin hemen yanında Türkmenbaşı’nın aile mezarlığı olarak hazırlattığı alan yer alıyor.

.

.

Türkmenbaşı Aşkabat depreminde ölen annesi ve iki kızkardeşinin mezarlarını buraya taşıtmış. Türbenin çevresindeki işlevsel olmayan sütunların üzeri kartal heykelcikleri ile süslenmiş. Türkmenbaşı işte bu aile mezarlığında iki sene evvel kendisi için hazırlattığı yere defnedildi.


Gelelim hülasaya… Cami güzel mi? İlk cevabımız, yine Bouygues’in Casablanca’da yaptığı cami için söylediğimiz gibi olacak “evet güzel” ama ben Bouyguers’e sipariş edilen bu “Fransız” camiyi yine de Aşkabat Ertuğrul Gazi Camii’ne değişmem…

.

Ne ola ki bu Aşkabat Ertuğrul Gazi Camii derseniz, o ileride keyifle yazacağımız yazılarımızdan birinin konusu olsun…

.

Hürmetler…

Hiç yorum yok: