Fas (1) - ve Moritanya, Batı Sahra, İspanya, Fransa

Dün gece geldim Fas'tan, ayağımın tozuyla iki satır yazayım, yoksa daha sonra insanın eli varmıyor...

Öncelikle Fas'ın etnik durumunu açıklamakta fayda var. Etnik yapıyı okumadan ülkeyi yorumlamak biraz safça oluyor çünkü...

Fas'ta Araplar ekseriyeti oluşturuyor, Berberîler ikinci, Morlar üçüncü büyük etnik grup. Bunların haricinde sayıca çok az olmakla beraber, ekonomik, siyasal ve sosyal alanda çok etkili Hıristiyan azınlıklar (başta İspanyol ve Fransızlar olmak üzere) ve Yahudiler de yaşıyor ülkede. Yandaki haritada turuncu alan Berberîlerin, kahverengi alan Arapların sayıca çok olduğu bölgeleri gösteriyor.

Berberîler hakkında bilgi verelim Araplara geçmeden evvel, Semih gitmeden malumat talep etti nitekim. Roma'nın ebedî şehir, milletleri yöneten ebedî devlet sistemi olarak kabul edildiği ve Roma'dan olmayanlara Barbar denildiği zamanlarda, Kuzey Afrika'nın batısında yaşayan yerli kabileler de, Roma'nın kuzeyinde kalan kavimler gibi bu adla çağrılır olmuş. Zamanla barbardan galat, Berberî olarak isimlendirilmiş Kuzey Afrika'da dağınık yaşıyan yerli kabileler.

Ancak bunun üzerinde durmaya değer bir de karşılğı var. Berberîler 16 yüzyıl önceki fetihlere gönderme yaparak Batılılar için hâlâ Arrumî kelimesini kullanıyor. Arrumî, Romalı demek!!

Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Moritanya, Mali ve Nijer'de yaşıyor Berberîler. Homojen bir millet değiller. Kabile halinde yaşadıkları için çok sayıda lehçe kullanıyorlar, üstelik bu lehçelerden sadece birinin, Tuareg lehçesinin alfabesi var.

Aşağıdaki haritada Berberî kabilelerinin Kuzey Afrika coğrafyasındaki dağılımı görülüyor:

Açık mavi : Chleuhs
Mor : Zayanlar (Orta Atlas dağlarının Berberîleri, Amazighler)
Sarı : Riffîler
Açık mor : Çenvîler
Kırmızı : Kabileler
Yeşil : Çavîler
Turuncu : Çöl Berberîleri (Zenagalar, Mozabiteler, Siwiler)
Koyu Mavi: Tuaregler

Roma imparatoru Septimus Severus'un, Faslı gezgin ve kâşif İbn Battuta'nın ve Fransız futbol yıldızı Zinedine Zidane'ın Berberî olduğu yazıyor kaynaklarda.

711 yılında gemilerle İspanya kıyılarına geçen, daha sonra gemilerin hepsini yakarak askerlerine "Ey Askerlerim! Gidecek başka bir yerimiz yok! Arkamızda deniz, önümüzde düşman var: Allah'a yemin ederim ki samimiyetimiz ve azmimizden başka bir şeyimiz yok" diyen, Guadalete Meydan Savaşı'nda Hıristiyan Vizigot Kralı Roderic'i yenerek İber Yarımadası'nda Endülüs devletini kuran, Akdeniz ve Atlas okyanusu arasındaki boğaza ismini veren (Cebel el Târık = Târık'ın Dağı = Cebel-i Târık) Târık bin Ziyad'ın da Berberî olduğunu anmak gerek.

Fas'ta ekseriyeti oluşturan Arapların, asimile olmuş Berberîler olduğu tezi oldukça taraftar buluyor. Ancak bu durum o kadar karışık ki! Bir de nüfusun %10'unu oluşturan Mor'lar var ülkede. Bunlar Moritanya asıllı. Sırası gelmişken Moritanya'da da iki ana etnik grup var: Siyah Afrikalılar ve Morlar. Morlar da kendi arasında ikiye ayrılıyor: Beyaz Arap-Berber kökenli olanlar ve Haratin diye bilinen esmer/siyah Morlar (ki bunlar Afrikalı-Mor melezi). Arapça'nın kendilerine özel bir lehçesini konuşuyorlar.

İngilizce'de Endülüslere Moorish dendiğini, Fas'ın Morocco, Moritanya'nın da Mauritania olarak anıldığını unutmamak gerekir.

Kafanızın biraz karıştığının farkındayım. Her biri Müslüman olan bu etnik grupların aralarında çok ciddi bir farklılık olmadığını görüyoruz . Yok ama Batılı Oryantalist akıl, nasıl Ruanda'da yaşayan kabileleri Zulu ve Tutsî olarak ayırıp, bir iç savaşta 1 milyon insanın birbirini katletmesine neden olduysa, benzeri bir plânı yıllar önce bu bölgede de tezgâhlamış.

Velhâsıl bütün planlar ve sınıflandırmalar bölgede Arapların, Berberîlerin, Morların ve Kara Afrikalıların ortak paydasını yok etmeye ve onları bölerek yönetmeye dair yapılmış...

Fas'tan bahsederken Batı Sahra meselesine değinmeden geçemeyiz. Eski İspanyol sömürgesi olan ve İspanyol Sahrası olarak da anılan Batı Sahra, Fas ve Moritanya arasında yer alır. Su anda ülkenin geniş ama kum ve kayadan oluşan topraklarında sadece 257.000 kişi yaşar. BM 1963 senesinde Batı Sahra'daki İspanyol kolonizasyonuna son verilmesini talep eder. Batı Sahra halkı kendi kaderini referandumla (self determinasyon) belirleyecektir. 1966 senesinde Moritanya ve Fas da self determinasyon hakkını kabul eder.

1967 senesinde kurulan Tahrir Hareketi bu hakkı demokratik yöntemlerle kullanmayı amaçlasa da, Franco'nun İspanyası gösterileri kanlı bir şekilde bastırır.

Buna tepki olarak 1973 senesinde silahlı mücadele için komünist bloğa yakın duran Polisario Cephesi kurulur. 1975’de “Kurânla Silahlanan” Fas birlikleri “Yeşil Yürüyüş” adı verilen harekatla bölgeye girer, BM’nin Batı Sahra halkının kendi kaderini tayin hakkını tanıyan 1514 sayılı kararına karşın bu operasyon ABD, Suudi Arabistan, Tunus, Ürdün, Kuveyt ve Mısır tarafından desteklenir. Moritanya da Güney bölgelerde işgale başlar.

İspanya bölgeden ayrılarak yerini Fas ve Moritanya’ya bırakırken, kolonyalizme karşı kurulan ve Cezayir tarafından desteklenen Polisario Cephesi mücadelesini artık bu iki ülkeye karşı sürdürmeye başlar. Polisario 1979’da Moritanya’yla bir anlaşma yapsa da, Fas fırsattan istifade ederek Batı Sahra’nın tamamını kendi toprakları ilân eder. 1981'de Polisario savaşçılarının geçmesine engel olmak için 1600 km'lik bir duvarla ülkeyi böler.


Yandaki haritada görülen mor alan Batı Sahra'nın Fas kontrolündeki bölgelerini, hardal rengi alan ise Polisario kontrolündeki bölgeleri gösteriyor. Mavi sınır ise 1600 km uzunluğundaki duvarı...

Bugün Fransa ve İspanya başta olmak üzere bazı Batılı ülkeler tarafından gizli-açık desteklenen Polisario Cephesi, Batı Sahra’nın bazı bölgelerini hâkimiyetine almıştır. Ancak 1993 yılında cephe gerillalarından ve komutanlarından bazılarının hükümet tarafına geçmesi üzerine ele geçirmiş olduğu toprakların da önemli bir kısmını kaybetti. Bölgeden kaçan 170.000'i aşkın mülteci halen Güneybatı Cezayir'deki mülteci kamplarında yaşamaktadır.

Yukarıdaki dört paragrafı neden yazdım? Size sıkıcı tarih malumatları anlatmak için mi? Hayır... Bu dört paragraftaki kronolojik bilgileri sıralayarak sadece şunu belirtmek istiyorum: Söz dinleme huyuna sahip olan Fas, Batı Sahra'yı fiili olarak işgal etmiş durumda. Batı Sahra dünyanın en önemli fosfat kaynaklarına sahip ve bu fosfat madenlerinin hepsi İspanyol ve Fransız şirketleri tarafından işletiliyor!!!

Bu arada Fas'ın kuzeyinde iki kent, Sebte ve Melilla, İspanyol işgali altında. Fas bu şehirleri istese de, İspanya buradan elde ettiği yüksek turizm gelirlerinden vazgeçmek istemiyor. Üstelik bu iki şehirde yaşayan Araplara oy verme hakkı tanımadığı gibi, İspanya'dan sürekli yeni yerleşimciler taşıyarak Arapları azınlık durumuna düşürmeye çalışıyor. İspanya'dan gelen yerleşimciler için yapılan sitelere Arapların girişi de yasaklanmış durumda...

Bu size aşina olduğumuz bir başka hikâyeyi hatırlattı, değil mi dostlar?

4 yorum:

semih dedi ki...

Kendimi çok özel hissediyorum. Çünkü, sanki yoğun bilgi içeren, gayet temiz bir anlatımla aktarılan, özenle hazırlanan bir e-derginin tek okuru gibiyim : -))

Bu yaşam&kültür dergisinin tirajı artmadan, bu özel hissetmenin tadını çıkartayım.

Bu yazıyı okuyunca, aklıma şu geldi. Abicim aslında herkes işgalci. Sorun kimin daha önceki işgalci olduğu sorunu. Eğer böyleyse, Araplar Filistin'de işgalci mi oluyor. Çünkü Hz. İsa zamanında Yahudiler varmış orada ve Romalılar da o bölgeyi işgal etmiş. Yahudiler de bir Arap ırkı diyenler var.

Adsız dedi ki...

Hmm I love the idea behind this website, very unique.
»

H a l i l dedi ki...

Semih,

Her dergi gibi bu dergiyi de okurları ayakta tutuyor :))

İnsanlığın dünyada ortaya çıkışının tarihini bilmiyoruz... Yazının ortaya çıkışı MÖ 3400'lere kadar gidiyor... Önce kim vardı, sonra kim geldi? Gelenler nereden geldi? Bilmiyoruz, bilemeyeceğiz... Bildiğimiz tek şey "tarih onu yazanlara aittir" gerçeği... ve dünyanın en eski tarih kitabı Ahd-i Atik...

Bu arada yukarıda yeni bir Da Vinci Şifresi kuruyorsun, öyle mi :))

Adsız dedi ki...

Nice idea with this site its better than most of the rubbish I come across.
»