Saraybosna (4) - Seyyar Satıcının Zarafeti

Ferhadiye Caddesi... Saraybosna'nın trafiğe kapalı, en uzun caddesi. Eski şehirden (Stari Grad) yeni şehre (Novi Grad) doğru akar... Esprit, Steilmann, Benetton, Stefanel, Levi's gibi global giyim markaların mağazalarından alışveriş yapanlar (Nişantaşı gibi), keskin nişancılar ve Sırp topçularının tehdidi nedeniyle 4 yıl boyunca evlerinden çıkamamanın acısını çıkartanlar (Beyoğlu gibi), kaldırım kafelerinde soluklananlar (Bağdat Caddesi gibi ), tarihi çarşıdaki dükkanlarınını önünde müşteri bekleyen esnaflar (Kapalıçarşı ve Sultanahmet gibi), kapıları namaz saatlerinde açılan 400 - 500 yıllık camilere girip çıkan mütedeyyinler (Eyüp gibi)...

Ferhadiye Caddesi... Yaşanan her şeye rağmen cıvıl cıvıl... Yaşam dolu... Rengarenk... Saraybosna'da yaşayan insan profilini en iyi gözlemleyebileceğiniz yer...

Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz çiçek satan hanımefendiyi de Ferhadiye Caddesi'nde gördük. Lütfen Nişantaşı'nda Vali Konağı Caddesi'nde Alman Hastanesi Polikliniğinin karşısında, Kadıköy veya Üsküdar iskelelerinin önünde çiçek satan kadınları düşünün bir an... Ve onları, Ferhadiye Caddesi'nde bir köşede, kimseyi rahatsız etmeden sarı çiçek demetlerini Saraybosnalılara sunan bu hanımefendi ile mukayese edin...

70'li yaşlarını sürüyor, ne aşklar, sevinçler, hasretler, savaşlar, kuşatmalar görmüş geçirmiş kim bilir? Bu yaşında çiçek satıyor Ferhadiye Caddesi'nde... Kendisi seyyar bir satıcı... Bütün tezgahı fotoğrafta gördüğünüz 15 - 20 demet sarı bahar çiçeğinden ibaret...

Balıkçı yaka kazağı, yavru ağzı triko hırkası (toninton düğmelerine dikkatinizi çekerim), pırıl pırıl ütülü pardesüsü (kazak ile pardesünün renk uyumuna da dikkat) ve en önemlisi beyaz saçlarını örten şapkasıyla ne kadar şık!! Belini hafifçe duvara yaslasa da ne kadar dik!! Mavi damarlarının iyice belirginleştiği elleri ne kadar da zarif !! Ne kadar güzel!! Ne kadar asil !! Ne kadar saygı duyulası !! Caddeye, hayata, kendine ne kadar da özen gösteriyor bu yaşında...

İlber Ortaylı, Osmanlı İmparatorluğu'nu bir Balkan - İstanbul imparatorluğu olarak nitelendiriyor. Saraybosna, asırlarca imparatorluğun Balkanlardaki en önemli merkezlerinden biri olmuş. İstanbul'da saray çevresinde olduğu gibi, Saraybosna'da Osmanlı kimliğinde kentli elit bir kesim oluşmuş. Bu ekolün yetiştirdiği sadrazamlar (başbakan) ve vezirler (bakan) imparatorluğu yönetmiş. Konuştuğum Boşnaklar'ın önemli bir kısmı, ailelerinden ve kendilerinden bahsederken "dedemin babası Osmanlı zamanında paşaydı, valiydi, belediye başkan yardımcısıydı vb" diye anlatıyor, fotoğraflarını gösteriyor. Irk olarak Slav ırkından geliyorlar, yüksek bir şehir kültürüne sahipler ve köklü bir Osmanlı geleneğine bağlanıyorlar...

Bu kültürün ortalama bir mensubu ve geleneğin ortalama bir taşıyıcısı olarak seyyar satıcılık yapan bu zarif hanımefendiyi saygıyla selamlıyorum...

9 yorum:

Gamzeli dedi ki...

ne kadar güzel anlatmışsınız...gitmiş kadar olduk vallahi

H a l i l dedi ki...

gitmiş kadar olmak iyi de...
gitmek de lâzim o güzel yere...

semih dedi ki...

Halil, biz de gitmek görmek isteriz tabi o zarif satıcı hanımefendinin olduğu diyarları ama petrol vardı da biz mi içtik ? : -))

Blog olayının en önemli fonksiyonlarından biri de bu. Bizim gibi gitme imkanı olmayanları gitmiş gibi yapmak. Gidenler, gitmeyenlere anlatsın. Bu kapsamda mesela ben de Keban, Hazar gölünün fotolarını isteyene gönderiyorum. : -)

Asıl konuya gelecek olursak, ben bir satıcıyım ve satıcıseverim haliyle. Hele böyle zarif bir hanımefendiyi pek sevdim. Sevmenin ötesinde saygı duydum.

"toninton düğmelerine" dikkat etmek istedim. Ne demek oluyor o, üstüste gelmiş düğmeler mi öyle..

H a l i l dedi ki...

Semih, "Ton in ton" bizim mesleğin jargonlarından, rengi rengine hatta tonu tonuna uygun demek... Meslekî bir terim olduğu ama tekstil sektörü ile olan yakın münasebetlerinden dolayı senin "ton in ton"u bilmeni beklerdim ! !

Gamzeli dedi ki...

evet haklsıınız...

Feza dedi ki...

Halil,

Ne kadar hoş, ne kadar akıcı yazmışsın. Blogunu çok beğendim. Güzel bir gezi geçirmenize de ayrıca sevindim..

Kendinize iyi bakın..

Feza

KASIM dedi ki...

Yazını okurken kendimi Bosna sokaklarında gezer gibi hissettim. Ne kadar güzel tasvir etmişin abicim.. Bir dahaki seferi söz beraber gidelim..
Kasım

H a l i l dedi ki...

Ahh sevgili Kasım,

Seni ofisinden nasıl çıkarıp da götüreceğiz başka diyarlara? Bak Ahmet memlekete avdet ediyor!! Budapeşte de king oynayacaktık hani??

Neyse yukarıdaki sözünü hatırlatırım bilahare...

Hürmetler, H a l i l

Adsız dedi ki...

Greets to the webmaster of this wonderful site. Keep working. Thank you.
»