Türkmenistan (5) - Karkara'nın Türküsü

Kısmet oldu, kısa ayın ortalarında Türkmenistan Tekstil Bakanlığı'nın tertip ettiği bir fuar vesilesiyle bir kez daha Türkmenistan'da, kar yağışı altındaki Aşkabat'ta bulduk kendimizi...

Seyahatten hemen evvel Kostebek Arsivi'nden elime ulasan 50 şarkılık bir seçkinin ilk şarkısına takılıp kalmış idim. "Hoooooooooooov" diye başlayan, "yâr yâr" nidâlarıyla, "âşık"larla, "mâşuk"larla, "peri"lerle, "âh"larla örülü bir Türkmen türküsüne... Karkara'nın Türküsü'ne... .

"Köstebek" türküyü "Rough Guide" tarafindan çıkarılan, "The Rough Guide to the Music of Central Asia" isimli bir albümde keşfetmiş. Orta Asya coğrafyasında değişik ülkelerden 19 parçayı bir araya getiriyor albüm. Piyasaya 2005 senesinde sürülmüş. Her şarkı ayrı bir solist seslendirilmiş. Benim takıldığım türküyü, Karkara'nın Türküsü'nü ise Ayjemal Ilyasova yorumlamış.

Bir güzel yorum, temiz ve kuvvetli bir ses, bizim tınılar, aşina, dokunakli ama bir türlü çözemediğim sözler...

Türkmenistan seyahati, Karkara'nın Türküsü'nün izini bulmak için nefis bir fırsattı...

***

Aşkabat'taki ikinci günümde Can Özgül'ü yakaladım can havliyle. İzmir Eşrefpaşa'da Esnafspor'un altyapısında futbol oynarken yollarımızın kesiştiği, yıllar sonra Aşkabat'ta Ahmet Çalık'ın denim fabrikasında tekrar karşılaştığımız sevgili Can senelerdir Türkmenistan'da yaşamaktaydı. Eşi de Türkmendi üstelik. Derdime olsa olsa o derman olabilirdi.

Can her zamanki gibi işini sağlama aldı, yardımcılarından Tavus Amangeldiyeva'dan yardım istedi. Can'ın Türkmencesi, Tavus'un Türkçesi derken transkriptasyon ve tercüme hayli yol aldı. Ama tam karşılığını bulamadığımız, civarında dolaştığımız bir kaç kelime daha kalmıştı...

Aynı gece iyi olacak hastanın doktor ayağına geldi. Kaldığımız otelin lobisinde seneler sonra bir Türkmen dostumuzla karşılaştım. Türk Lisesi'nden mezun, Türkçe'ye fevkâlâde hakim, dostumuz Mergen lobideydi. O gece bir yandan "gök çay"larımızı içerken, bir yandan da Mergen tercüme üzerinde son edebî düzeltmeleri yaptı titizlikle. Üstelik şarkının ve Karkara'nın filminin hikâyesini paylaştı bizimle .


En son Floret Tekstil'de karşılaştığım bir Türkmen bakıcı kıza dinlettim türküyü. Bir dostunu görmüş gibi ışıldadı gözleri. "Ben bunu iyi biliyorum" dedi keyifle...

***

Türkü bizim Yeşilçam melodramlarıyla televizyon dizileri arasında konumlandırabileceğimiz, Karkara isimli, Sovyetler Birliği döneminde çekilmiş bir filmde yer alıyormuş. Türkmenistan'da oldukça meşhur bir filmmiş Karkara... İlk Türkmen "ayal bahşi" imiş kendisi. "Ayal bahşi", kadın şarkıcı yani. Bir çeşit Afife Jâle...


Dutar çalmak (iki telli geleneksel bir saz), şarkı söylemek ister Karkara. Çok kabiliyetlidir, çok isteklidir ama Türkmen kadınları halkın önünde türkü söylememektedir o senelerde. Gözünü karartır Karkara, evinden ayrılır, türkü söylemeye başlar. Fena halde celâllenir babası. Arar bulur kızının izini. Tenhaya götürür. Tüfeğini doğrultur hiddetle ve fekat baba kalbidir ne de olsa, dayanamaz, tüfeği ateşleyemez. Döner gider evine...
Meşhur bir türkücü ile evlenecektir Karkara. Kendisinin şöhreti de bir yandan hızla yayılmaktadır. Kadındır. Başarılıdır üstelik. Ama talihi o kadar da yaver gitmez. Kendisini karşılıksız seven eski bir hayranı (ki o da bir türkücüdür) kıskandığı için öldürür Karkara'nın sevgilisini.

Filmin sonlarında sevgilisini öldüren kıskanç âşık ile karşı karşıya gelir Karkara. İnatlaşırlar. İddialaşırlar. Ahalinin önünde türkü yarışması yapmaya karar verirler. Kıskanç ve katil âşık kazanırsa yarışmayı, Karkara sevgilisinin katiliyle evlenmeyi kabul edecektir.

Yarışmayı Karkara kazanır...

***

Türkünün izinden giderken Sovyet kurgulu bir Türkmen melodramında bulmustum kendimi... Öte yandan merakımıza mûcib olan bir başka husus Ayjemal İlyasova idi. Kendisinin CD'lerini bulabilmek ümidiyle Aşkabat'ta epey araştırma yaptıysak da bırakın CD'lerini bulmayı, kendisini tanıyan bir kimseye bile rastlamadık :((

***

Şarkıyı, sözlerinin Türkmen ve Türk alfabesi ile yazılmış halini ve tercümesini sırayla aşağıda bulabilirsiniz:

***

Karkara’nın Türküsü (1) - Türkmen Harfleri ile

Hooooooooooooov...
Dury dogaýy eýlänler, uluslar – iller, heý heý heý, heý heý heý
Meniň ahym ýara ýetişermikä, heý heý heý, govuşarmyka
Magrupla maşryga ýetin erenler, ýar, heý heý heý, heý heý heý, heý heý heý
Aşyk magşugyna, aşık magşugyna govuşarmyka, govuşarmyka...
Meniň könlüm gussa bilen gamlarda, heý heý heý, heý heý heý
Ýar ýardan aýrılıp gezer her ýerde, heý heý heý, gezer her ýerde
İki peri hemdem bolup bir ýerde, ýar, heý heý heý, heý heý heý, heý heý heý
Bir-birniň gadryny, bir-birniň gadryny bilişermikä, bilişermikä
Yaaaaaaaaaaaaaar, ýaaaaaaaaaaaaar eeeeý...
İki peri hemdem bolup bir ýerde, ýar, heý heý heý, heý heý heý, heý heý heý
Bir-birniň gadryny, bir-birniň gadryny bilişermikä, bilişermikä
Aşyk magşugyna, aşık magşugyna govuşarmyka, govuşarmyka . . .


Karkara'nın Türküsü (2) - Türkiye Türkçesi Harfleri ile

(Not: Bizim alfebemizde olmayan iki sesi gösteren harfleri olduğu gibi korudum. ä harfi a ve e arasında bir ses veriyor. ň ise genizden söylenen nazal n'yi gösteriyor, bizim Latin alfabesine geçerken terkettiğimiz sesi.)
Hooooooooooooov...
Durı dogayı eylänler, uluslar – iller, hey hey hey, hey hey hey
Meniň ahım yara yetişermikä, hey hey hey, govuşarmıka,
Magrupla maşrıga yetin erenler, yar, hey hey hey, hey hey hey, hey hey he
Aşık magşugına, aşık magşugına govuşarmıka, govuşarmıka...
Meniň könlüm gussa bilen gamlarda, hey hey hey, hey hey hey
Yar yardan ayrılıp gezer her yerde, hey hey hey, gezer her yerde,
İki peri hemdem bolup bir yerde, yar, hey hey hey, hey hey hey, hey hey hey
Bir-birniň gadrını, bir-birniň gadrını bilişermikä, bilişermikä
Yaaaaaaaaaaaaaar, yaaaaaaaaaaaaar eeeey...
İki peri hemdem bolup bir yerde, yar, hey hey hey, hey hey hey, hey hey hey
Bir-birniň gadrını, bir-birniň gadrını bilişermikä, bilişermikä
Aşık magşugına, aşık magşugına govuşarmıka, govuşarmıka . . .


Karkara'nın Türküsü (3) - Türkiye Türkçesi ile
Ooooooooooffffff...
Duru duâ eyleyenler, uluslar – iller, hey hey hey, hey hey hey
Benim ahım yâre yetişir mi ki, hey hey hey, kavuşur mu ki
Magrible (Batıyla) maşrığa (Doğuya) yetin erenler, yâr, hey hey hey, hey hey hey, hey hey hey
Âşık mâşuğuna, âşık mâşuğuna kavuşur mu ki, kavuşur mu ki
Benim gönlüm tasa ile gamlarda, hey hey hey, hey hey hey
Yâr yârdan ayrılıp gezer her yerde, hey hey hey, gezer her yerde
İki peri hemdem olup bir yerde, yar, hey hey hey, hey hey hey, hey hey hey
Birbirnin kadrini, birbirnin kadrini bilirler mi ki, bilirler mi ki .
Yaaaaaaaaaaaaaar, yaaaaaaaaaaaaar ey...
İki peri hemdem olup bir yerde, yar, hey hey hey, hey hey hey, hey hey hey
Birbirnin kadrini, birbirnin kadrini bilirler mi ki, bilirler mi ki
Âşık mâşuğuna, âşık mâşuğuna kavuşur mu ki, kavuşur mu ki

***

Dediğim gibi Karkara'nın Türküsü'nü ilk dinlediğimde kuşattı, etkiledi beni... "Türküz türkü çığırırız" ne de olsa... Fakat ara ara seçebildiğim kelimelerden bir cümleye ulaşamıyordum. Tercüme tamamlandığında aslında yaptığımızın tercüme filan olmadığını fark ettim. İki dil arasındaki fark neredeyse sadece bizim konuştuğumuz yerel bir ağızlar arasındaki kadardı... Bizim Karadeniz ağzı daha anlaşılabilir bir şey mi diye de düşünmeden edemedim!!!

Mesela Akçaabat'ın Çal köyünden Ali Rıza Sevim'den derlenen bir türkünün aşağıdaki dörtlüğü(Kuzeydoğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu, Türk Dil Kurumu Yayınları, Sayfa:166):

"Külgenin tebesinde
Kuru kuru pudaglar
Aliştidu turmâyi
Seni epen tudaglar"

Ne dersiniz? Karkara'nın Türküsü'nden daha mı kolay bunu anlamak?

Hiç yorum yok: